Müsekkin

Sanat duvarda kalmaz; teskin eder, taşınır, yaşar.

Bir resim, bir mekâna asıldığında oraya hapsolur. Kapısı açık olduğunda görülür, kapısı kapandığında unutulur. Sergi biter, eser kutuya geri girer. Müzeler bu hapsi kurumsallaştırır; galeriler bu hapsi nezihleştirir. Sonunda her resim, görülmek için izin bekleyen bir nesneye dönüşür. Oysa bir resmin asıl niyeti, görülmektir. Sergilenmek başka, görülmek başka.
Müsekkin başka bir şey öneriyor. Bir sanatçının kendi yağlıboyalarını, kendi elleriyle, daha küçük bir yüzeye taşıması. O küçük yüzeyin bir broşa, bir taşınabilir esere dönüşmesi. Bir sergi duvarındaki eser, kendine bakacak birini bekler. Bir yakaya iliştirilmiş eser ise, kendisi yola çıkar. Sanat, bir mekâna değil, bir hayatın akışına asılır.
Her Müsekkin koleksiyonu iki katmandan oluşur. Bir koleksiyonun tek bir büyük orijinali vardır — yağlıboyanın doğduğu ilk tablo. Aynı eserin minyatür versiyonları ise — 10, 50 ya da 100 adet — küçük bir taşıyıcılar topluluğuna gider. Böylece bir eserin iki yaşamı olur: Biri bir koleksiyonerin duvarında, sessiz, sabit, tarihli. Diğeri onlarca taşıyıcının yakasında, dolaşan, çoğul, zamansız. Bu paylaşılmış bilgi, Müsekkin'in çıkış noktasıdır.
Bir Müsekkin broşu satın aldığınızda, isminiz atölye arşivine kaydedilir. Bu kayıt eserin yolculuğunun başlangıcıdır. Yıllar sonra, broş başka bir yakaya geçtiğinde — ki bazıları geçer — kayıt yenilenir. Bu yüzden Müsekkin'de bir broşa sahip olmaktan çok, onu bir süre taşımaktan söz ediyoruz. Taşıyıcı kelimesini de buradan kullanıyoruz: eseri bir süreliğine kendi hayatına emanet almış kişiden. Bu ilişki, bir sanat eserine bakmayı meslek edinmiş bir kişinin, kendi eserlerine de aynı dikkatle yaklaşmasından geliyor.
Bir sanat eseri, mekânına bağlı kaldığında bir döneme aittir. Taşınabilir hale geldiğinde ise zamandan da, mekândan da kurtulur. Müsekkin taşınabilir sanat eserleri üretir — bu kavramı sanat eserlerinin restorasyonundan, eserlerin korunma kategorilerinden alır. Buradan başka bir şey öneriyor: bir koleksiyonu duvarda değil, bir hayatın içinde yaşatmayı.

Sanat duvarda kalmaz; teskin eder, taşınır, yaşar.

Müsekkin bir broş markası değildir. Bir sergi anlayışıdır.